E-GAZETE
RÖPORTAJLAR

Zoraki İttifak Çöktü

27 Eylül 2011, 16:32
Doç. Dr. Mehmet ŞAHİN
1949 yılında Türkiye’nin İsrail’i tanımasıyla başlayan Türkiye-İsrail ilişkileri günümüze kadar inişli çıkışlı bir seyir izlese de diplomatik, ticari ve askeri ilişkiler hiçbir zaman kopmamıştır. 2000’li yıllara kadar Türkiye-İsrail ilişkilerini Soğuk Savaş’ın da bir sonucu olarak güvenlik kaygıları şekillendirmişti. Bir güvenlik devleti olan İsrail’in neredeyse Soğuk Savaş döneminin tamamında hatta 2000’li yıllara kadar güvenlik kaygılarıyla hareket eden Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olması, başta uluslararası konjonktür olmak üzere bölgenin ve her iki ülkenin iş yapısının gereğiydi.

Kısaca Türkiye-İsrail ilişkilerinin kurulup gelişmesi hatta stratejik düzeye kadar yükselmesi olağanüstü şartların bir sonucuydu da denilebilir.[i] Söz konusu olağanüstü şartlar sadece bölgesel şartlar değil, aynı zamanda her iki ülkenin içyapısından da kaynaklanmaktaydı. Nitekim 1990’lı yıllarda iki ülkenin ilişkilerinin stratejik müttefiklik düzeyine kadar çıkma nedenlerine bakıldığında bunun anlaşılması daha kolay olacaktır. 1990’lı yıllarda bölgesel tehdit algılamalarındaki yakınlığın yanında, ekonomik, askeri faktörlerin ve ABD faktörü gibi nedenlerle iki ülke tarihinin en sıcak ilişkilerini kurdular.[ii] Bu ilişkinin stratejik ortaklık düzeyine çıkmasında Türk Genel Kurmayı aktif rol oynayarak itici güç vazifesi gördü.[iii] Bunların yanında, Türkiye-İsrail ilişkileri bir anlamda Ortadoğu’da istenmeyenlerin bir araya gelmesi olarak da görülebilir.

Yukarıda da belirtildiği gibi iki ülke arasındaki ilişki olağan şartların değil, olağanüstü durumların dayattığı bir sonuç olarak görülmelidir. Nitekim 2000’li yılların başından itibaren uluslararası, bölgesel ve daha da önemlisi Türkiye’nin yaşamakta olduğu iç değişim/dönüşüm Türkiye-İsrail ilişkilerindeki zoraki birlikteliğin anlamsız olduğunu gösterdi.

2000’li yılların başından itibaren Türkiye’nin yaşamakta olduğu ekonomik gelişme ve demokratikleşmeyle birlikte, Türk dış politikasında yaşanan yapısal değişim, ki bu değişim en çok Ortadoğu’da kendini göstermektedir, 1990’lı yıllarda İsrail’le kurulan sıkı ilişki düzeyini anlamsızlaştırdı/boşa çıkardı. Şunu iyi görmek gerekir, bugün köklü bir değişim sürecinden geçen bir Ortadoğu, hemen hemen her alanda yapısal anlamda değişen ve gelişen bir Türkiye, buna karşın statükoya sımsıkı sarılmış değişime direnen bir İsrail var.
2000’li yılların başından itibaren Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin soğuması ve akabinde yaşanan sorunlar (2008’de İsrail’in Gazze’ye karşı yaptığı “Dökme Kurşun Operasyonu” ve sonrasında Türkiye’nin tepkisi, Davos’ta yaşanan One Minute olayı, Alçak Koltuk Krizi ve Mavi Marmara Gemisi’ne yapılan baskın sonucu dokuz Türkün İsrail askerleri tarafından öldürülmesi) aslında bölgedeki ve Türk dış politikasındaki değişimin bir sonucu olarak görmek daha doğru olacaktır.

Bu makale 540 kez okundu
Yükleniyor...