E-GAZETE
RÖPORTAJLAR

GÖKTÜRK’TE FELEKTEN BİR GECE

16 Şubat 2012, 09:37
ERHAN GENÇ
 Göktürk için tiyatro dert ve sıkıntı olmaktan çıkmıştır. Bugün, en yakın tiyatro sahnesi Kağıthane-Sadabat’ta değildir artık. Oyun izlemek üzere kilometrelerce yol tepmeye, dönüşü gece yarılarına bırakmaya da gerek kalmamıştır. En mühimi ise bu sebeplerden dolayı tiyatro izleyiciliğinden vazgeçmek tarihe karışmış, sahnelere küsmek zorunda kalış tarih olmuştur.

Kapıya gelen gazetelerin arasında rastlamış olduğum avuç içi ebatındaki broşür, üzerinde kafa yorduğum hafta sonumu bir çırpıda planlayıverdi. Göktürk Kültür Merkezi’ne ait bu kitapçık, meğerse Şubat ayı etkinlik takvimiymiş. Her güne olmasa da koca bir ayın yarısından fazlasına yayılmış, yediden yetmişe herkese hitap edebilecek şekilde planlanmış etkinlikler içinde neler yok ki: çocuk oyunundan şiir dinletisine; belgeselden pandomimaya ve yetişkin tiyatrosuna bir çok ilgi alanı. Üstelik ücretsiz.

Benim hafta sonuma dahil olan etkinlik ise “Haydi Karına Koş” isimli oyundu. Daha önce hiç gitmediğim Göktürk Kültür Merkezi’nin nerede olduğunu bulmak hiç de zor olmadı. Köy meydanından baraj tarafına doğru uzanan cadde üzerinde, gazetemizin bürosunu geçtikten sonraki
ikinci sokakta, sağdan ikinci bina.

Kapıdaki nazik görevliler, salonun üçüncü katta olduğunu ve asansör ile çıkabileceğimizi söylediler. Çiçekler, koltuklar ve göreni şöyle bi alıp geçmişe götürüp getiren kadim tiyatro sanatçılarının fotoğraflarıyla döşenmiş küçük bir holden geçtikten sonra salona girdik. Yüz elli beş kişilik olduğunu öğrendiğim bu salon değme sinemalara taş çıkaracak bir konfordaydı. Oturduğunuzda sizi sarıp sarmalayan koltuklar sahneyi rahatlıkla görmenize müsaade ediyor, sahne etrafında hiçbir şey dikkatinizi dağıtmıyordu. Gece adına söylenebilecek iki olumsuzluk ise izleyicinin olur olmaz yerde alkışı ve gereksiz kahkahalarıyla oyuncuları bile zor durumda bırakması ile “yetişkin” ibaresinin bulunduğu bir oyuna her nasılsa girebilen çocuklardı.…

Oyun çıkışı herkesin olduğu gibi benim de yüzümde bir gülümseme ve içimde beş dakika sonra evde olacak olmanın rahatlığı vardı. Ertesi gün uyandığımda bile üzerimde oyunun etkisini hissetmek, hafta sonumu dolu dolu değerlendirdiğimi düşünmek, sevdiklerimle bir şeyler paylaşabilme imkânını bulmak beni fazlasıyla mutlu etmişti. Bu mutluluğu borçlandığım birileri varsa onlar da başta oyuncular(Ercüment Doğan, Tuna Arman, Özden Özgürdal, Altan Akışık, Ebru Karanfilci, Fatih Yıldız, Hatice Topal ve Çetin Akcan) olmak üzere Eyüp Belediyesi ve Göktürk Kültür Merkezi yetkililerinin, çalışanlarının ta kendileridir. Hepsine teşekkürlerimi ileterek borcumu ödemek isterim.
Oyun mu? Üzerine, tek kelimeden daha fazlasını söyleyemem: Mükemmeldi!

Not: Siyah, Beyaz ve Diğerleri isimli hikâyenin üçüncü kısmı bir dahaki sayıya yayımlanacaktır.


Bu makale 147 kez okundu
Yükleniyor...